İlk görenler genelde inanmazlar lithopsların canlı olduğuna. Yaşayan taş adını da bu yüzden hak eder bu bitkiler. Her ne kadar bakımı hakkında okumuş olsam da, ilk lithopsumu aldığımdaki heyecanım o kadar çocukçaydı ki fazla ilgiden birkaçı kısa zamanda küstü, birisi de öldü. Kısa sürede lithopsların çok az ilgiye ihtiyacı olduğunu kavradım.
Lithops Güney Afrika dağlarına endemik bir sukulenttir ve mucizevi bir evrim sürecinde, müthiş kurak, sıcak ve avlayanlarının çok olduğu ortamlarda bu hale gelmişlerdir. Taş gibi görünümleri, olağanüstü zor koşullara adaptasyonlarını bize gösterir. Lithopslar diğer sukulentler gibi gövdelerinde su depolarlar. Öyle ki Güney Afrika dağlarında çobanlık yapan çocuklar arazide bulabildikleri lithopsları susuzluklarını gidermek için yerlermiş. Lithopsların endemik ortamları onların gövde ile yaprak farkını ortadan kaldırmalarına yol açmıştır. Evet, bu bitkilerin o sırt sırta vermiş etli yanakları hem gövdesi, hem de yapraklarıdır. Gövdenin bittiği yerden aşağı doğru da, toprağın ta dibinde serin bir yerlerde su bulmaya yarayan uzun kazık kökleri vardır. Lithopsların toprak üstünden bakıp da insanda makas alma isteği uyandıran minik yanak görüntüsü, buzdağının görünen kısmıdır aslında.

Devamını Oku →


Kaktüs ve sukulentleri sulamanın birinci ve en önemli kuralı şudur: Emin değilseniz sulamayın ve suladığınızda iyice sulayın. Bitkinizin su istediğini anlamanın birkaç yolu vardır. Birisi saksıyı elinize alıp ağırlığına bakmak. Suladığınız zaman saksıyı kaldırın, sulama zamanı geldiğini düşündüğünüzde de aynısını yapın. Elinize iyice hafif geliyorsa (ki zamanla kolay bir algı gelişecektir) sulayın. Bir diğer yöntem ise bitkiye bakmaktır. Bitkiniz buruşma emareleri gösteriyorsa, yaprakları, gövdesi yumuşamışsa susamış demektir. Kaktüs ve sukulentlerinizi sularken altından akacak kadar su verin ki toprak doysun. Bu bitkilerin en sevmediği şey yaşa oturmaktır, su severler ancak su içinde kalmaktan nefret ederler. Suladıktan sonra alt delikten suyun süzülmesine imkan verin. Damlama bitince saksıyı mekanına geri götürebilirsiniz.

Devamını Oku →


Kaktüslerin kuş uçmaz kervan geçmez çöllerin ortasında güneşte ve rüzgarda aç susuz yaşadığını sanan kişi çoktur. Vahşi Batı filmlerinde, Arizona çölünde bir yerlerde tek başına duran dev bir Saguaro’nun imgesi pek çoğumuzun aklındadır.

isik-1

Devamını Oku →


Burada kaktüs ve sukulentlerin geneli hakkında bakım ipuçları vardır. Her bitkinin ayrı özellikleri ve istekleri olmakla birlikte, hepsi için geçerli olan kuralları bilmeniz iyi olur diye düşündük.

Kaktüs ve sukulentler bulundukları ortama hızlı adapte olabilen canlılardır. Bu nedenle bitkinizin neye ihtiyacı olduğundan yine en iyi siz anlarsınız. İyi bir bakım için bitkinizi, toprağı gözlemleyin, saksınızı tanıyın. Kısa zamanda sizden ne istediğini daha iyi anlayacaksınız.

Adaptasyonları yüksektir ancak bu özellikleri onların ‘bakımsızlıkta geliştiği’ anlamına gelmez. Bakmazsanız da var olabilirler, lakin ilgilenirseniz onlar da sizi sever ve muhteşem varlıklara dönüşürler.


Her kaktüs birer sukulenttir ama her sukulent bir kaktüs değildir. Sukulent latincede meyvenin-bitkinin suyu anlamına gelen ‘sucus’ kelimesinden türemiştir ve aslında bitki sınıflandırması dışında bir kategoridir, bir sıfattır. Kaktüs ise gövdesinde su tutan bir bitki familyasıdır (kaktüsgiller) ve biyolojik sınıflandırmada yeri vardır.

Sukulent deyince akla genellikle dikensiz, kalın etli yapraklı türler gelir. Örneğin bu narin, echeveria gibi:

sukulent-nedir-1

Devamını Oku →